DAVA "İZM" OLMAMALI
Davada asıl hedef, ulaşılmak istenen menzil unutulur, onun yerine hedefe şahıslar konursa; istikametten sapma olur.
Zamanla kişilere bağlılık dava yerini alır, sonuna "izm" lerin geldiği beşeri ideolojilere dönüşür.
' İzm"ler zamanla hakiki dava gibi algılanır, şahıslar öncüllenir hatasız kabul edilir, eleştiriye kapatılır, lâyüs'el kabul edilir, kayıtsız şartsız itaat edilir.
Başlangıçta "davanın erleri " olarak yola çıkanlar, zamanla ideolojinin militanı olurlar.
Onun için "vasatlık", " itidallik" takip edilmelidir.
Sevgide, saygıda, itaatte ölçü aşılmamalı, kula olan bağlılığın, ilâhi bağlılık sınırına geçmemesi gerekir.
Aksi taktirde, bir toplumun ilerleme, gelişme kaydetmesi imkansız hâle gelir, barış ve huzurdan bahsetmek mümkün olmaz!
Ayetlerde, hadislerde sınırlar belirlenmiş, ölçü vurgusu yapılmıştır.
Bir yanlışa düşme tehlikesi kesin çizgilerle hatırlatılmıştır.
Kehf Süresi, âyet 110:
De ki: “Ben, yalnızca sizin gibi bir insanım. Şu var ki bana, ilâhınızın, sadece bir ilâh olduğu vahyolunuyor. Artık her kim rabbine kavuşmayı bekliyorsa dünya ve âhirete yararlı iş yapsın ve rabbine ibadette hiçbir şeyi ortak koşmasın.”
Resulullah (sav) :
“Hristiyanların Meryem oğlu İsa’ya yaptıkları gibi beni batıl ve aşırı surette methettikleri şekilde övmeyin! Ben ancak Allah’ın kuluyum. Bana ‘Allah’ın kulu ve Rasûlü.’ deyin!”
Amaç ve hedefler iyi belirlenmeli, karışıklığa sebebiyet vermemeli, bakış açısı geniş tutulmalı!
Görünenin arkasını da görebilmek önemlidir.















