SALÂDAN KİM RAHATSIZ OLUR?
Ne yalan söyleyelim; bazıları merkezi olarak okunan salâdan rahatsız oluyorlar.
Aslında okunmasından rahatsızlık duymaktan ziyade; sürekli ölümü hatırlatması, ölüm atmosferini canlı tutması rahatsız ediyor.
Gerek ölüm korkusundan, gerek dünyalık heveslerden uzak kalma kaygısından, gerekse nefsin hoşnutsuzluğundan dolayı salâyı duymak bir kesimi huzursuz ediyor.
Tabiki ezandan, salâdan, dinden, Kur'an'dan rahatsız olan bir kesim var; bunlar konumuz dışındadır.
Nefis, gerçekleri duymaktan, hakikatle yüz yüze gelmekten kaçınıyor.
Aslında, ilk insandan bu yana, son olarak anne babalarımızın, yakınlarımızın ölümlerini biliyoruz.
Herkesin öleceği de muhakkak!
Ama, insanoğlu unutuyor, gündelik işlerle, dünyalık makamlarla göz ardı ediyor ölüm gerçeğini.
Üniversite yıllarımda, sürekli kulağında kulaklık, tik tak disko müzik dinleyen arkadaşa; ne anlıyorsun bundan, sanat müziği ya da halk müziği dinlesene dediğimde; niye onları dinleyipte hüzünleneyim, duygulanayım, ölüm aklıma gelsin cevabını vermişti.
Soru şu: Yakınımızdan, etrafımızdan, tanıdıklarımızdan, duyduklarımızdan, ünlü ünsüz, zengin fakir, makamlı makamsız, âlim cahil çok sayıda insan göçtü bu alemden, her saniye göçmeye de devam ediyor...
Pekala, bizler için ne kadar etkili oluyor, ne kadar tesirli oluyor?
Tesirli olsaydı, bu kavgalar, dövüşler, hakyemeler, zulümler, mal makam hırsı olur muydu?
Belki de 24 saat salâ okutulmalı, ölüm hatırlatılmalı!
Belki o zaman, biraz olsun tesiri olur!
Korku ve ümit arası bir hayat sürmek; en uygun olanıdır.














