TEBRİKLER TV1
Bu sabah Kayseri Tv1 televizyonunda taktir edilecek bir konu etraflıca işlendi.
Spor müdürü Faruk Aydemir ve deneyimli moderatör Yalçın Yoldaş; "Huzur Kenti Kayseri"nin nasıl huzursuz olduğu konusunu, Emniyet verilerine göre değerlendirdiler. Kendilerini tebrik ediyoruz.
8 Kasım "Dünya Şehircilik Günü" dolayısıyla, Şehir Plancıları Odası Genel Merkezi tarafından; düzenli kentler, kent sorunları, ve çözüm yolları gibi konularla ilgili yaptığı programlardan dolayı Tv1 yılın kent planlaması basın ödülüne layık görüldü, kutlarız.
Kayseri Emniyeti 03-09 Kasım arasında denetimler yapıyor; ortaya çıkan manzara tüyler ürpertici!
Yakalanan, ele geçirilen, tespit edilen suçlu, suç aleti, ruhsatsız silah, uyuşturucu vb.gibi adli vakaları yaz yaz bitiremeyiz.
Çeşitli suçlardan hapis cezası olan 359 şahıs yakalanıyor; bunlardan 106'sı tutuklanıyor.
Bu rakamlar sadece bir haftalık denetimler sonucu elde ediliyor.
Suç örgütleri, hırsızlar, katiller, gaspçılar, uyuşturucular, tecavüzcüler ile iç içe yaşıyoruz!
Hergün silah sesleri, kavgalar, alacak verecek kavgaları insanımızı ürpertiyor, huzursuz ediyor.
Zora düşüp çek senet, hatalı trafik kazası, istemeden yapılan hareketler, düşünce suçları gibi alınan hapis cezalarını ayrı tutmak gerekir.
Her zaman ısrarla vurguladığımız gibi; sonuçlar üzerinde duruyoruz. Yakalamak, ceza vermek, hapse atmak sadece yeterli olmuyor.
Kökene, sebeplere inmek gerekir. " Def ü mefessed celb i menfeatten evladır " Mecelle kaidesi ile, " Sedd i Zerai" denilen fıkıh usülü kanununu dikkate almak gerekir.
Yâni, fayda elde etmek için önce kötülüklerii yok edilmelidir.
Kötülüklere giden yolları tıkamak gerekir.
Sivrisinekleri tek tek öldürmek yerine, bataklıkları kurutmak gerekir.
Sebepler üzerinde durmak yerine sonuçları konuşuyoruz.
Aile, okul, çevre ve Devlet sırasıyla sorumluluk almalıdırlar.
Aile terbiyesi, huzuru; okullarda sevgiye, ödüle dayalı eğitim; Devlet de sosyal alanlarda, kurumlarda, medyada etkin rol alıp kötü yolları kapatıp, gençleri iyi yöne yönlendiren, bilgilendiren çabalar içinde olmalıdır.
En önemli görevlerden biri de Diyanet teşkilatına, daha ziyade imamlara düşüyor.
Çünkü imamlar halka direkt temas eden, dokunan, sözüne uyulan görevlilerdir.
Manevi boyut eksikliğinin bir numaralı sorumlusu imamlar olur. Halkın imamlara, ve din görevlilerine olan saygı ve sempatisi din görevlileri yönünden fırsat bilinip iyi değerlendirilmelidir.
Bu konularla dertlenmeyen, kafa yormayan, vurdumduymaz davranan din görevlileri büyük vebal altında kalıyorlar.
En azından, kanunların müsaade ettiği oranda hükümeti, yerel yöneticileri de uyarmaları gerekir.
Yöneticilerin, yerel idarecilerin her türlü icraatlarını canhıraş bir şekilde savunanlar ise çok daha büyük bir vebal altındadırlar.












