SINIF BAŞKANLIĞI
( Bu gün, bir yılın daha bitmesi anısına ilkokul zamanımızda yaşanmış bir anıyı anlatarak, sizleri tarihe götürmek istiyorum)
İlkokul yıllarında sınıf başkanlığı seçimi yapılmasına karar verildi.
Genelde iri yarı olanlar tercih edilirdi; nihayet seçim yapıldı.
Üç aday vardı:
Birinci adayın babasının ekonomik durumu iyiydi, her gün babasından aldığı 2,5 lira ile yarım kilo kırık leblebi alır dağıtırdı.
İkinci adayın evi okula yakındı, biraz da etrafının desteği ile kabadayı idi, arkadaşlar korkuyorlardı.
Üçüncüsü küçük cüsseli, gariban; ama zeki biriydi.
Üçüncünün aday olması büyük cesaret isterdi; kırık leblebisi yok, gücü yoktu. Ayrıca ikinci adayın tehdidi de vardı.
Yapılan seçimde kızların tamamı birinci adaya oy verdiler. İkinci adaya bitirim takılanlar, kavgacılar, yaramazlar oy verdi.
Üçüncü adaya ise daha cılız cüsseliler, arkası olmayanlar, evi okula uzak olanlar ve garibanlar oy verdiler.
Üçüncü aday oy çokluğu ile başkanlığı kazandı.
Başkan seçilmenin şerefine, ilk gün yaramazlık yapanlar tahtaya yazılmadı; ama çok gürültü yapıyorlardı.
Rahmetlik Ali öğretmen, neden yaramazlık yapanları yazmadın diye yeni Başkan'ın kulaklarını çok sert çekti.
İkinci gün gürültü yapanların listesi tahtaya yazılınca ikişer tokat yediler Ali öğretmenden.
Keşke sana oy vermeseydim, elim kırılsaydı diyenler bir yandan, çıkınca yolda seninle görüşeceğiz diyenler öte yandan, sana ödevde yardım etmeyeceğiz diyen kızların ağlamaları başka bir yönden; bir curcuna koptu.
Okul çıkışında, bir iki kafa kerkmeler( tehditle kafa sallamalar) oldu. Seninle görüşeceğiz diye tehdit ettiler ama bir şey yapamadılar.
Ama üçüncü gün o kadar uslu durdular ki, kimsenin numarası yazılmadı tahtaya.
Ama başkan yalnız kaldı; oy verenler de uzaklaştılar başkandan, karşı tarafla birlik hareket ettiler.
Öğretmen başkanı dövüyor, niye yaramazlık yapanları tahtaya yazmıyorsun diye.
Öğrenciler birlik olup başkana cephe aldılar, sürekli başkanı öğretmene şikayet ettiler, öğretmen bunlara inanıp başkanı dövdü.
Nihâyet nasıl beyni dank ettiyse, başkanla özel görüştü ve gerçekleri anladı ; ama iş işten geçti.
Bu süreçten sonra başkan görevi bıraktı.
"Genelde sorumluluk verilir, yetki verilmezse; sürdürülebilir bir süreç değildir. Sorumluluk sahibi, hem sorumluluğu veren, hem de sorumlu olduğu kişiler tarafından hırpalanır durur".
Bir iki yalaka da idareciyi yönlendirir. İdarecinin de dirayetli ve basiretli olması gerekir.
Öğretmenim, Veyis Ekinci bana küfür etti, şahidim Fatih deyip yalancı şahitlik olunca başkan hemen dayağı yerdi.
Ölen öğretmenimize ve ölen arkadaşlarımıza Allah rahmet eylesin, hayatta olanlara hayırlı ve sağlıklı ömürler dilerim.














