ONU ZAMANINDA YAPACAKTIN
Anlatacağımız hikayeler her ne kadar vahşice ise de, yıllardır dilden dile aktarılır bir darb-ı mesel (ibretlik bir hikâye) olarak.
Damat gelini atla götürürken at tökezler, gelin düşme tehlikesi atlatır. Damat bu biirrr diye seslenir. İkinci tökezlemede bu ikii diye bağırır. Üçüncü tökezlemede kısık sesle üüç der ve çeker silahını, atı vurur.
Evliliğin ilk gecesinde kedinin bacağını ayıran damat hikayesi nesilden nesile anlatılır.
Bu hikâyeden etkilenen damat, evliliğin ileriki günlerinde hanımın itirazları, inatları, itirazları karşısında kedinin bacağını ayırmaya çalışır. Kadın duur der; onu ilk gece yapacaktın...
Tekrar söyleyelim, örnek verilen böyle bir davranışı asla uygun bulmuyoruz.
Gerek insanlar, gerek kurumlar, kuruluşlar, yönetimler, gerekse ülkeler arasında, önemli olan; ilk tepki, cevap verme, müdahale etmektir.
İlk başta kavağı kesip takırtıyı kesemezsen ; geçmiş olsun.
Blöfler, tehtidler, gözdağı vermeler sonuç vermez, yalama olur sa geri adım atan, yalpalayan sen olursun, tükürük geri döner.
Zaten karşıdaki seni ilk hamleden sonra çözmüştür.
Aslan topluluğu bal porsuğuna saldırır. Bir ısırıkla boğma, parçalama gücü olan aslanlar porsuğun sert direnişi ile karşılaştılar.
Isırma cesareti gösteremeyen aslanlar arkasına baka baka uzaklaşıp gittiler.
İsrail'e zamanında etkili, net cevaplar veremez, anladığı dilden tepki veremezsen; geçmiş olsun, bağırma, çağırma, esme, gürleme sıradanlaşıyor, İsrail'in umurunda bile olmuyor.
Belki de gülüyor, müslümanları öldürmeye devam ediyor.
Eğer İsrail istediği yeri alır, kana doyarsa ya da ABD bir insafa gelir, yeter artık derse; katliam ve işgal o zaman durur.












