İSRAİL HEP KAZANIYOR
Hemen sözü uzatmadan söyleyelim ki, İsrail kazanmaya devam edecek!
Çünkü İsrail'in savaşı din eksenlidir; savaş, imanlarının bir gereğidir.
Yoksa az bir nüfus, dünyaya yetecek para, otorite ve imkânları var. Özellikle ekonomi alanında dünya onlara köle.
Normal bir mantık; her türlü imkanın ve gücün var; ye, iç, eğlen, gününü gün et der. Mevcut imkanınız yedi ceddinize yeter.
Özellikle Kudüs'ü almak, Süleyman Mabedi'ni ve kutsal metinlerin bulunduğu sandığa ulaşmak asıl hedefleri olup ulaştılar bile!
Bir diğer olmazsa olmaz hedefleri "arz u mev'ud" dur. Tanrı tarafından vaad edildiğine inanılan, Nil Nehri ile Fırat Nehri arasını alma inanç ve hedefleridir.
Bu vaadedilen topraklar içerisinde Türkiye'nin bir bölümü de var.
Bu alanda kalan tüm toprakları işgal ettiler, Türkiye sınırına geldiler.
Hala İsrailli yetkililer; nihayi hedefin Türkiye olduğunu açıkça söylüyorlar.
Suriye sınırımıza gelip dayandılar. "Terörü ülke sınırları dışında engelleme prensibi" İsrail için geçerli değil mi?
Bağırma, tehtid, şantaj tesirli olmuyor.
Onlar imanları dinleri için savaşırken cesurken, kahraman kimi Türkler materyalist bakış açısıyla yaklaşıyorlar konuya.
Kimi kendini yazar olarak tanıtan çok bilmişler ve onların yazılarını alıntılıyan; dünün mücahitlerinin paçaları tutuşmuş, savaş korkularını sayısız gerekçelerle izaha çalışıyorlar.
İsrail paralı olduğu halde savaşı seçiyor, bizim damağına tat değen, koltuklarından kalkamayanlar, rahata ve rehavete alışanlar sayısız bahaneler üretiyorlar.
Savaşı ertelemek, zamana bırakmak, hatta sulha evirmek daha doğrusu; fakat sınırına dayanmış bir düşman, her türlü saldırıya ve yığınak yapmaya devam ediyor!
Geçmişin mücahitleri cihadı, Allah yolunda seferi, Allah'ın melekler de dâhil yardımını, ahiret hesabını çoktan unutmuşlar, materyalist korku ile tir tir titriyorlar.
Hadi sen git, yazmakla olmuyor diyeceğinizi biliyorum.
Olması gerekeni, hükümetin ve insanlarımızın biraz da din, iman , uhrevi sorumluluk açısından bakması ve değerlendirmesi gerektiğini hatırlatıyoruz.














