Mısırlı Gazeteci zaman zaman Türk siyasetine yönelik uzunca videolar paylaşıyor, yorumlar yapıyor.
Sayın Erdoğan'ın icraatları paralelinde görüşler ileri sürüyor.
Bir videosunu tamamen Dr.Fatih Erbakan üzerine odaklandırmış, kendince çeşitli görüş ve öneriler ileri sürüyor.
Tarihten ve özellikle merhum Erbakan'dan örnekler vererek görüşlerini güçlendirmeye çalışıyor.
Erdoğan hükümetini dini konularda, ahlaki değerlerde, ekonomik sıkıntılarda, eğitim uygulamalarında eleştir, uyarı yap; ama dış politikalarda eleştirme, sıkıştırma diyor.
Merhum Erbakan'ın başbakan olduktan sonra, özellikle dış politikada; söylemlerinden farklı uygulamalar yaptığını, buna mecbur kaldığını hatırlatıyor.
Gücünün sınırlı olduğu, karşısında çok kuvvetli, etkili güçlerin olduğunun farkındaydı merhum Erbakan diye ekliyor.
Bu yüzden mesela, İsrail'le ilişkileri kesmedi, Türkiye'de İsrailli subayların eğitimine izin verdi.
Zamanın İsrail başbakanı Netanyahu; "Erbajan, korktuğumuz kadar çıkmadı" şeklinde açıklama yaptı.
Buraya kadar olan görüşler Arap yazara aitti.
Arap yazara bazı hatırlatmalar yapalım.
1 Mart 2003 tezkeresi meclis tarafından reddedildi.
Bu tezkereye göre, Türkiye başka ülkeye asker gönderecek, başka ülke askerleri Türkiye'de konuşlanacaktı.
Yani biz ABD ile beraber, Irak'la savaşacağız, ABD askeri ülkemize gelecekti.
Sayın Erdoğan'ın isteğine rağmen meclis direndi ve red kararı verdi.
Ne yazık ki, ABD ve Çekiç Güç İncirlik üssünü ve sınırlarımızı kullanarak Irak'ı yerle bir ettiler.
Arap Baharında ABD ve Avrupa'nın oyununa gelen Türkiye büyük bedeller ödedi.
Özellikle ABD'ye boyun eğmeyen Arap liderler bir bir indirildi, Türkiye de ne yazık ki, bunlara bir şekilde yardım etti.
En önemlisi de; ABD ve Batı'nın yanında, Suriyede yönetim değişikliği için müdahil oldu, ABD, Batı, İsrail ve Rusya alacaklarını aldılar, Türkiye Esat'la başbaşa kaldı, yıllarca mücadele etti.
Hadi oyuna geldiniz, tek başınıza bırakıldınız; Neden Sisi'yi düşman ilan edip, ilişkileri tam 12 sene kestiniz?
Evet Sisi darbeci idi, kınadınız; 12 yıl sonra dostum diye kucaklaşacaktınız da yıllarca neden ilişkiyi kestiniz? Oysa devletler arasında ebedî düşmanlık olmazdı.
Bu süreçte Mısır; İsrail, Yunanistan, Güney Kıbrıs ve ABD ile Doğu Akdeniz 'de doğalgaz anlaşmaları yaptılar, ortak münhasır ekonomik sınırlar belirlediler.
Koskoca 12 yıl, Mısırla önemli ilişkileri kesmek ülkemize büyük kayıplar verdirmiştir.
Yıllarca Esatl'la görüşmeyi reddetmek, Suriye'deki devrimden kısa bir süre önce görüşmek için çaba sarf etmek ne kadar doğruydu? Geç kalınmış mıydı?
Avrupa'ya gidecek Suriyeli sığınmacılara, kapıları kapatıp geri dönüşüm anlaşmasını kabul etmek doğru muydu?
İçte ve dışta, sonradan FETÖ olacak Cemaat'in güçlenmesi için imkan sağlamak doğru muydu?
PKK ile megri meğrili törenlerle anlaşma yapıp, teröristlerin kahramanlar gibi karşılatılması, hakim savcıların sınırlara taşınması, verilen tavizlerle özerklik ilan edilmesi, çukur kalkışmasında çok sayıda şehit verilmesi, ekonomik kayıplar verilmesi doğru muydu?
Dış politikada daha nice hatalar oldu.
Peki bu hatalara düşmeden uyarılar olması, uyarıların dikkate alınması gerekmez miydi?
"İçinizden hayra çağıran, iyiliği emreden, kötülüklerden men eden bir topluluk olsun" Ayet-i kerimesi dikkate alınmalı değil miydi?
Ben dedim oldu, ben yaptım oldu inat ve ısrarının zararları ortada.
Uyarılar, ikazlar, öneriler dikkate alınsaydı; isabetli kararlar alınırdı.
Maalesef Sayın Erdoğan'ın ciddi hataları olmuştur. Yaptığı iyi icraatları taktir ederken, bu büyük yanlışları da dile getirmek gerekir.
İnsanoğlu hatadan beri değildir.














