İMAN VE CESARETİN NERESİNDEYİZ?
Sözü tamamen Allah ve Resulü'ne bırakıyoruz.
Zira, "Allah ve Resulü herhangi bir konuda hüküm verdiklerinde, artık mümin bir erkek veya kadın için işlerinde tercih hakları yoktur (Ahzap:36) manifestosu son noktayı koymuştur.
“Hoşunuza gitmediği halde savaş size farz kılındı. Sizin için daha hayırlı olduğu halde bir şeyi sevmemeniz mümkündür. Sizin için daha kötü olduğu halde bir şeyi sevmeniz de mümkündür. Allah bilir, siz bilmezsiniz.” (el-Bakara, 216)
"Onları savaşta siz kendi kuvvetinizle öldürmediniz; onları Allah öldürdü. Rasûlüm! Düşmana bir avuç toprak attığın zaman da sen atmadın; Allah attı. Allah, mü’minleri böylece neticesi güzel bitecek bir imtihana tâbi tuttu. Şüphesiz ki Allah, hakkıyla işiten, kemâliyle bilendir.(Enfal, âyet:17).
“Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle düzeltme cihetine gitsin ki bu imanın en zayıf derecesidir” ( hadis-i şerif).
Âyetler üzerine bir kul olarak söz söyleme cüretimiz olamaz haşa.
Müslümanların durumu ile ilgili görüşler elbette söylenebilir.
Bu âyetler ve hadisten anladığımız kadarıyla, imanı ve ruh zenginliğini henüz içselleştiremediğimiz ortada maalesef.
Günümüzde, başta Gazze olmak üzere zulüm ve insanlık dışı uygulamalara mâruz kalan, vatanı elinden alınan müslümanlar için savaşmamız emrediliyor açıkça.
Bizden sadece cesaret ve sefer istiyor, galibiyeti kendisine bırakmamızı bildiriyor yüce Mevla.
Bunun yanında, imtihan dünyasında olduğumuz gerçeğiyle; ilk olarak yapmamız gereken olmazsa, derece düşürerek yapmamız gerekenler hatırlatılıyor.
Savaş konusunda yeterli imân seviyemiz yok; o halde ikinci aşamayı uygulamaya koyalım arzusundayız.
İkinci aşama nedir? Kötülüğe dil ile dur demektir.
Hemen söyleyelim, dil ile engellemeye çalışmak bile cesaret ister; bunu da sadece Türkiye yapıyor toplantılarla, mitinglerle, medya ve sosyal medya yoluyla.
Bu yöntem; evet boş durmaktan, bişey yapamamaktan iyidir; fakat karşınızda güç zehirlenmesine yakalanmış, utanmayan, gözünü, kan bürümüş, cani, alçak bir terör devleti ve destekçisi var.
Siz uyarınızı, sözlü şikayetinizi hak hukuk tanıyan, medeni, insan haklarına duyarlı bir topluma yaparsınız.
Ya da bu zulmü durduracak olan devletlerin, zulme destek yerine, karşı çıkma arzularının olduğundan emin olarak sözlü şikayetleriniz yerini bulur.
Kafamız karışık, bişeyler yapamamanın kahrı var üzerimizde.
Bizden bildiğimiz yöneticilerin bir bildiği var diye hep sustuk. Acaba var mı?
Galiba, ateş her yeri yaktıktan, yıktıktan, canları katlettiklen sonra sönmesine razı olarak, başarı hanesine yazacağız.
Belki de tek çikar yol; namlunun ucunu düşmana göstermektedir/ gösterebilmektir.
İlahi adaletten çok korkmalıyız.














