HAPİSTEN DE KORKMUYORSA; DÜŞÜNMEK LÂZIM
Kimi sosyal medya fenomenleri, kimi ünlü gazeteciler, kimi zaman da sokaktaki vatandaş hükümeti ve sayın Erdoğan'ı sert bir dille eleştiriyorlar.
Çoğu zaman direkt Erdoğanı, hattâ Emine hanımı eleştiri yağmuruna tutuyorlar.
Hakaret, Mahramiyete saldırı, küfür, yalan haber, iftira, halkı isyana teşvik olmadığı sürece eleştiri bir haktır.
Yöneticiler de icraat yaptıkları için bu eleştirilere tahammül göstermek durumundadırlar. Belki de yapıcı eleştirilerden faydalanırlar.
Tüm bunlara rağmen, Sayın Erdoğan yukarıda bahsettiğimiz kesimlerce ağır bir şekilde eleştiriliyor, hakaret edililiyor, tiye alınıyor.
Bir ünlü gazeteci, bir sanatçı, bir fenomen, bir esnaf, bir vatandaş hapse girip ceza alacaklarını bile bile neden bu tür hakaretli eleştiri yapıyorlar?
Öyle ya, dıştan bakıldığında ünlü bir gazetecinin maddi imkânı gayet yerinde, lüks arabası, şöforu, tv de etkili bir koltuğu var; tüm bunlara rağmen keyfini bozup, hapse gireceğini bile bile niye sert sözler söyler, hakaret eder?
Burada dört temel nedenden bahsetmek mümkündür:
Birincisi, Erdoğan'a karşı biriken kin, öfke.
İkincisi, isim, şov yapıp kahramanlaşma.
Üçüncüsü, dış destekli olup, bu hareketleri zorla mecburen yapıyor olması.
Dördüncüsü, bağlı olduğu ideolojinin ve fikrin bir türlü iktidara gelememiş olması...
Her ne olursa olsun yöneticilerin de her eleştiriyi suç gibi algılamaması gerekir.
Halkın gerilimini, stresini düşürmek yöneticiye düşer.
Hapse gireceğini, işinden kovulacağını bile bile, rahat koltuğunu, şatafatını bırakıp Erdoğan'a hakaret ediyorsa,; gelinen son duırumda ciddi sorunlar var demektir.
Ortamı yumuşatmak, gerilimi azaltmak, kine, nefrete dönüşecek tavır ve davranışlardan kaçınmak gerekir.
Nefreti körüklemek yerine adalet ilkesi çalıştırılmalı.
Hasbelkader iktidar değişimine intikam duygusuyla hazırlanacaklar!
'Çiviler paslı, çekiç gerilim yüklü "














