HAPİSTE ISLAH ETMİŞ, EĞİTMİŞ OLMALISINIZ
Devlet kendisine karşı işlenen suçları affedebilir. Vatandaşa, millete, halka karşı işlenen suçları af yetkisine sahip değildir.
Bunlara kandırılmış, şeytana uymuş , kader mahkumu diyemezsiniz.
5,6,7,10 yaşında çocuk mu ki, kaldırılsın bunlar. Düşünerek, plan kurarak yapmışlardır.
Afla, hapisten çıktıktan sonra daha bir üst kimliğe(! ) geçiyorlar, asla yaptıkları suçlardan ders almayıp, hapse girmelerini bir tehtit aracı olarak kullanıyorlar.
Bir dostumuz hatırlattı; bu yazdıklarını noktası, virgülü ile Cumhurbaşkan'ı sayın Erdoğan 2018 yılında konuşmuştu dedi.
Güya, hapishanelerde yer yok diye, afla çok sayıda suçlu serbest bırakıldı.
Yeni hapisten çıkan gençlerin sözlerine şahit olduk sosyal medyada; yapacağımızı yapar, çalar, tekrar gireriz içeriye...
İflastan, burcunu ödeyememekten, hatadan, kazadan dolayı af getirilmesi olabilir; ama müzmin suçlulara verilmesi yanlıştır.
Suçluları dışarı çıkarmak; suç makinalarını topluma salmak demektir.
Canı, yüreği yanan anne, baba, eşleri; yetim, öksüz kalan evlatları tekrar tekrar öldürüyorsunuz!
Toplumda uçurumlar oluşurken, düşmanlıklar yeniden alevlenir; devlete olan aidiyet ve güvende zaafiyetler oluşur.
Bari, içerde ıslah ederek, millî manevi duygular vererek, özüne döndürerek serbest bıraksaydınız!
Tam tersine bileylenmiş, keskinleşmiş, intikam duyguları ile çıkıyorlar.
Millî Görüş plan ve projesi uygulanmadan; sonuçları değerlendirmek yerine sebeplere inmeden, önce ahlâk ve maneviyat şuuru, Allah sevgi ve korkusu verilmeden çözüm bulmak mümkün değildir.
"Sedd-i zeria" uygulanmadan tüm çabalar akim kalır.














