GÜZ GEÇTİ DE KIŞA KALDIK
"Düşen askeri kargo uçağında şehit olan askerlerimize Allah'tan rahmet, yakınlarına ve ülkemize sabır ve başsağlığı dilerim"
Seyfi Doğanay'ın kaleme aldığı;
" Güz mü geldi, benzin soldu.
Ne tez yaprak döktün ömrüm"
dizeleri yaşanarak, yoğun duygu seli içinde ortaya çıkmış, hayatı, insan ömrünü en yalın bir şekilde tanımlamıştır.
İnsan ömrü mevsimlerle uyum gösterir. İlkbahar; gençlik, yaz olgunluk, sonbahar orta yaşlılık, kış; tam ihtiyarlığı temsil eder.
En büyük hayal kırıklığı; hep ilkbahar ya da yazda kalma algısı içinde iken, birden sonbahar ve kışla karşılaşınca meydana gelir.
Eğer ilk insandan bu yana, bu sıralama dikkate alınır, her bir aşamaya ruhen, bedenen hazırlıklı olunur sa sorun olmaz, uyum sağlamak kolaylaşır.
Hele hele, güçlü bir inanç, dünyaya gelme sebebi, ahiret inancı, hesabın varlığı, yeni ve ebedi bir hayatın olduğu ön kabulü ömür sürecini kolaylaştıracaktır.
Ahiret inancı olmayıp, hayatı dünya ile sınırlayanlar, son iki mevsime girdiklerinde vurgun yemişe dönerler, hazırlıksız yakalanmak derin ızdırap verir.
İnsan çok şeyi unutur, süreci dikkate almaz, hep aynı zaman zarfında kalma dalgınlığı ve gafleti içerisinde olursa; ortaya çıkan hakikatler karşısında şoke olur, kahır ve üzüntüye kapılır.
Doyumsuz, hareketli, arzulu, şaşalı dönem bir anda pırr diye uçup gitmiştir.
Öyleyse bu kavga niye? Cana kıyma, haksız yeme, çalma, çırpma, nefret, kin niye?
Handa sen de, diğerleri de yolcu misafirsiniz.
Misafir gibi davranmak gerekmez miydi?
Ah gaflet, ah ahmaklık, ah aptallık!
Senin olmayan şeyleri sahipleniyorsun!














