GÖZLERDEN MUTLULUK, HEYECAN DÖKÜLÜYORDU
AK Parti'nin ilk kuruluş aşamasındaki "Milli Görüş" ruhuna sahip kuruculardan, kalan oldu mu şu anki yönetimde?
Büyük oranda millî görüş tabanı üzerinde kurulan; her ne kadar bu gömleği çıkardık denilse de, hissettirilen algı; milli görüş algısıydı.
Gözlerden heyecan, mutluluk, sevinç, ümit damlaları akıyordu. Öyle ya, yıllardır horlanmış itilmiş baskıya maruz kalmış bir halk vardı.
Zamanla birer birer kurucu ruh eridi ya da dağıtıldı.
Daha liberal, kapitalist, sol zihniyetli kadrolar oluştu.
Her dönemde çok sayıda bakan ve evlatları yolsuzluk olayları ile anılır oldu. Teker teker isim verilebilir merak edilirse.
Belediyelerde yolsuzluk, adam kayırma, haksız işe almalar , ihaleler; halkı tamamen hayal kırıklığına uğrattı.
Nasıl olsa seçimde hesap verme kaygıları yok, sayın Erdoğan'ın adıyla aday oluyor, O'nun rüzgarı ile seçiliyorlardı.
Bu duruma halk dur dedi ve yerel yönetimleri Ak Parti'den aldı, istemeyerek de olsa CHP'ye verdi.
Tüm tehtid, haksızlık, vaad ve hilelere karşı 65 belediye ve çok sayıda meclis üyesi çıkaran Yenıden Refah Partisi'ndeki başarılar dikkatleri üzerine çekti.
Bu sefer de tehtid, baskı ve vaatlerle bir kısım belediyeyi ve meclis üyelerini transfer ettiler.
Kamu kurum ve kuruluşları ile çok sayıda iktidara bağlı sivil kuruluşlarda özellikle Bilâl Erdoğan rüzgarı esiyor, ismi belirleyici oluyor.
Bilal Erdoğan'in arkadaşı, tanıdığı, okul arkadaşı gibi söylemlerle ayrıcalık oluşturan bir kesim var ne yazık ki!
Bir zamanlar merhum Özal'ın dönemi akıllara geliyor.
Kendi adıyla, kendi başarısıyla belediye kazanamayanlardan hizmet beklemek hayaldir. Hesap sorulma kaygısı olmayanlar çok rahat bir yönetim sergiliyorlar.
Sayın Erdoğan 'ı savunmak; İstanbul Sözleşmesi ve 6284 kırmızı çizgimizdir diyen, her dönem ballı görevde bulunan, Din âlimi profesörlerle uğraşan Özlem Zengin gibilerine kaldı.
Hakim ve savcılar kurasında , yeğeninin ismini Cumhurbaşkanı'na, özellikle taktim etmesi bile bir garabet oluşturdu.
Buralarda yaptiğimız paylaşımları anlamadan, anlayamadan, konunun üzerinde konuşamayan, yazamayan, hakaretçi, saldırgan yorumcular da Reis'in ve bu davanın sahibi oldular!
Nereden nereye!
Gurbet türküsü aklımıza geldi;
Bülbül yuvasına baykuş tünemiş, bizim köye benzemiyor gel hele!













