GARİBAN OYLARI SONSUZ İPOTEKLİ Mİ?
İnsan, şerri de hayrı istediği gibi ister. İnsan pek acelecidir İsra Sûresi:11).
Eba Müslim Horasani şöyle diyordu; Onlar, zarar vermeyeceklerinden emin oldukları için dostlarını kendilerinden uzak tuttular. Kendilerine bağlamak ve kazanmak için de düşmanlarını yakınlaştırdılar. Yakınlaştırılan düşman dost olmadı. Ama uzaklaştırılan dost düşman oldu. Herkes düşman safında birleşince de, yıkılmaları mukadder oldu.”
Yaklaşık 2013 yılına kadar Tayyip Erdoğan'ın Başbakanlığı döneminde gerek maddi gerekse manevi alanlarda devrim niteliğinde değişiklikler ve özellikle mütedeyyin, muhafazakar Anadolu insanının özlemini çektiği bir yönetim olmuştu.
Çünkü ana kadro milli görüş geleneğinden, ezilenlerden, milliyetçi muhafazakar vatan, millet, bayrak sevdalılarından oluşuyordu.
Hizmet hamlesi bir ibadet aşkıyla yapılıyordu.
Zamanla o kadrolar tasfiye oldu, her taraftan köşe kapma, statü yakalama hareketleri başladı.
Tabiri caizse, dağdan gelenler bağdakileri kovdular.
"Bülbül yuvasına baykuş tünemiş, bizim köye benzemiyor gel hele" derken, gerçekleri ne güzel tasvir etmişler.
İnsanların sayın Erdoğan'a bağlılıklarının, muhabbetlerinin, sonsuz desteklerinin altında; 2013 yılına kadar olan icraatlar yatıyor.
Tüm bu dönemin hatırına Erdoğan'ın yanlışlarını, hatalarını sürekli tolere ettiler, soğan ekmek yemeyi tercih edip vefalarını çiğnemediler.
Sürekli kafaları karıştı, kararsız kaldılar; ama 2013 öncesi iyilikler belirleyici oldu hep!
Zamanla bakanlar atanıyor; gerek kendileri, gerekse çocukları üzerinden yolsuzluk söylemleri gündeme oturuyor.
Belediyeler rüşvet, adam kayırma, torpil, yolsuzluklarla çalkalanıyor; bir bir kaybediliyor.
İsraf, lüks, şatafat içinde yaşamaya başlayan dünün dindarları, tesettürlü kadınları, elde sigara, alkolsüz içki partileri düzenler oldular.
Hâlâ, Sayın Erdoğan'ın dış politikası, silahlanma hamleleri, konuşmaları tabanı bir yere kadar konsolide ediyor, taktir topluyor.
Diğer yandan rüşvet, adam kayırma, mafya, gençlerdeki ahlaki çöküntü, açlık, sefalet daha baskın geliyor.
Aldığı emekli maaşını sadece kiraya verebilen, aç yatan emekliler doğal olarak Erdoğan'dan kopmuşlardır.
Şu soruya cevap alamamak; zor da olsa, bu kopuşta etkili oluyor:
Eğer ülkemiz zor durumda, dış tehlikeler varsa, soğan ekmek yiyelim; ama bir kesim pirzola yiyip sokaklara kemiklerini atmasınlar. Sıkıntıları bizim gibi garibanlara yükleme, herkese yay ki itiraz etmeyelim.
Gariban derken, yine Özlem Hanım fikrini söylemiş, bize garibanlar oy veriyor diye.
Ak parti hızla eriyor, yanlış üzerine yanlış yapılıyor, beşli çete istediğini yapıyor, adalete güven yok.
Özlem Zengin gibilere terk edilen Ak Parti ve Erdoğan döneminin sonu görünüyor. Çöküşü durdurmak için hiç bir gayret yok, tersine ateşe odun taşımak var.
Belediyeler tarafından ilk ciddi darbe vurulmuştu sayın Erdoğan'a.
Yukarıdaki ayeti kerime ve Horasani'nin sözü gerçeği apaçık ortaya koyuyor. Başka söze ne hacet!














