DEVAMLILIK SAĞLANMALI
Nasreddin Hoca'nın Timur'la arası iyidir.
Malum, o dönemde fillerin savaşlarda rolü büyüktü. Dev hayvanların beslenmesi de bir o kadar masraflıydı. Timur'un talimatı ile imkanı olan köylere, bakımı için bir fil veriliyordu.
Hoca'nın köyü fakirdir, fil tamamen ekinlerini, yiyeceklerini tüketiyordu.
Halk Hoca'nın kapısını çalıyor, filin iadesi konusunda yardımcı olması için ricada bulunuyorlar.
Hoca bir şartla giderim Timur'un huzuruna ; hep beraber gidersek der.
Köyü çıkarken, köylünün yarısı geride kalmış, Timur'un iline girildiğinde bir kaç kişi, sarayın girişine geldiğinde Hoca arkasına döner bakar ki tek başına kalmış.
Timur neden geldiğini sorduğunda; Efendım, köyümüz filden çok memnun, bir tane de dişi istiyorlar der.
Merakla Hoca'nın dönüşünü bekliyenler, bir fille geldiğini görünce hayal kırıklığına uğramışlar, Hoca yalnız bırakılmasının intikamını almış oldu.
Ramazanda, teravih namazı için saflar tamâmen dolu olur, çoluk çocuk, yaşlı genç bir canlılık, bir hareketlilik oluşur.
İkinci gün bir saf, üçüncü gün iki saf, bir hafta sonra cemaatın yarısı eksilir. Zamanla iki safa düşer.
İlk günkü heyecanı, kalabalığı dinç, dinamik, toplu tutmak imama ve vaize bağlıdır.
Vaizin bilgi dolu, ilgi ve dikkat çeken, samimi sıcak konuları cemaati konsolide eder.
İmamın çok hızlı ya da çok yavaş namaz kıldırmaması, sureleri kısa seçmesi, kıraatı ve makamı iyi ayarlaması cemaati toplu tutar.
Toplumumuzun en bilinen özelliği, devamsızlık, yarı yolda bırakma, yolculuktan ayrılmadır.
Yeni açılan bir işletmenin, ilk günkü hasılatını gören patronlar, mutluluk ve heyecanla hemen hesaba oturdular. Derhal ikinci, üçüncü şubeleri açalım fikrine kapıldılar.
Oysa ilk gün açılışa gelen davetliler, meraklılar, öğrenmek isteyen gelip geçenler hasılatı yükselttiler.
Ne oldu derseniz; kısa süre sonra tesisi ciddi zararla kapattılar.
Planlar, hesaplamalar, rantabilite en az altı ayın ortalaması alınarak yapılmalıdır.
İlk açlığın verdiği iştah ölçü alınmamalı!














