BİRİNİ DÜŞÜRMEYE ÇALIŞMAK YERİNE YÜKSELMEYİ DENEMEK
Bazen okuyucularımız; ciddi konulardan bahsederken basit örnekler verdiğimiz şeklinde eleştiride bulunıyorlar.
Uzun bir konuyu basit bir örnek çok güzel bir şekilde özetler, mesajlarını vurgulu bir şekilde verir.
Üniversiteyi yeni bitiren genç, iş bulana kadar pazarlarda bir şeyler satmaya başlar. Tekstil ticareti yapan bir pazarcı amca, genci kendilerine rakip görmeye başlar.
Bu genç bizim işimizi elimizden alır ilerde, zeki birine benziyor der.
Genç tecrübesiz pazarcı, devamlı ne satayım, nereden alayım, nerede satayım diye fikir sorar pazarcı amcaya.
O da sürekli kendi sattıkları kumaşların dışında, başka malzeme satmasını söyler, nereden alıp nerede satacağını söylemez, yanlış yerler tarif eder.
Yıllar sonra Hacı Amca, çok engellemek istedim, ilerde bizim işimizi elimizden alır diye; ama maşallah genç aldı yürüdü şeklinde anlatmıştı.
Öyle ya, koskoca İstanbul, herkese aş da vardı ekmek de.
Zira hasetlik, kıskançlık, özellikle rakip görmek farklı bir hastalık olsa gerek.
Oysa dünyada herkese yer var; Kur'an'ın ifadesiyle, " Allah'ın arzı geniştir"
Hep berâber, herkese yetecek imkanlar vardır. Birlikte hareket edilirse herkes pastadan pay alır, hep benim, hep bana derseniz; tüm payları siz alsanız bile, size yedirtmezler, huzur vermezler; zaten bir şekilde ilahi adaletin sillesini yersiniz.
Hele hele, çeşitli resmi ve sivil kuruluşlarda birilerini pasifize etme, önünü kesme, bastırma, tezdirme, küçük düşürme, yok sayma, itibarsızlaştırma hamleleri çok olur.
Sonunda iyi niyetli, halis, temiz insanlar kazanır.
En önemlisi; "Allah'ın taktiri ne ise o olur" ilahi fermanını hesaba katmak gerekir.
Tekrar, Kuran'ın ifadesiyle insanoğlu; zâlimdir, câhildir, acelecidir...
Yüce Mevla da âdildir, azizdir, züntikamdır, tuzakları bozandır.!














