AKLI ETKİSİZ KILMAK KOLAY GELİYOR DEĞİL Mİ?
Türk toplumu fikri, irade belirleme, belirtme yönünden kendisini kapatmıştır.
Başkalarının; özellikle de siyasî liderlerin, cemaat liderlerinin, kanaat önderlerinin inisiyatifine bırakmışlardır.
" Biz ne bilek begim, böyükler bilir" sözü hâlâ etkisini koruyor.
Fikri yönden kapanmak, durağanlaşmak, irade havalesi yapmak; sonucunda katı biat ve teslimiyetçiliği getirir.
Nihayetinde, yönetilen, yönlendirilen, savrulan, dümene takılan bir topluma dönüşür.
Böyle bir toplumda inkişaf, tekamül, ilerleme, kaynaşma, barış ve huzur beklemek beyhudedir.
Oysa her bir fert, dünyada biricik, beyin ve düşünce yönünden bir derya, bir âlemdir.
Eğer bu beyinleri hapseder, düşünceyi kapatır, uydu yaparsanız; belki de nice dehaların ortaya çıkmasını engellemiş oluyor, ayaklara prangalar vurarak ilerlemeyi engellemiş oluyorsunuz.
Aslında, tüm bu hak mahrumiyetine kişiler; kendileri inanıp kendileri karar veriyorlar.
Bu kapanmanın en güzel öreğini siyaset ve tarikatta görüyoruz.
Şeyh efendi ne buyurursa, kayıtsız şartsız kabul, itaat ve icraata gidilir.
Parti lideri ne derse en doğru odur, en iyisini, bizim adımıza söyler ve yapar inancı iliklere kadar işler.
Son zamanların iki önemli tartışması konuyu gayet güzel özetliyor.
Birincisi terörsüz Türkiye, ikincisi Papa'nın Türkiye ziyareti.
Liderler; DEM Parti, Pkk'nın uzantısı, Pkk Ermeni terör örgütü dediler.
Bunlarla savaşılır, mücadele edilir, başı ezilir diyerekten kırk yıl geçirdik.
Hep bir ağızdan, bunlarla konuşan, görüşen hain, işbirlikçi ilan edildi, sanatçıları linç edidi.
Şimdi aynı kişiler barışı, uzlaşmayı savunur oldular.
Liderler kötü, pis dedi; herkes aynısını söyledi. Şimdi liderler, önder, anlaşmalıyız, kardeşiz diyor; halk da aynısını tekrarlıyor.
Papa ile ilgili eleştiri, yorum, görüş bildirilir karşısında; hemen lider bağımlılığı depreşir, lider uygulaması ölümüne savunulur, karşıt savunmalar başlar.
Kimi zaman vicdanlarının azabını hissedenler konunun özüne girme yerine, başkalarının icraatı ile karşılaştırma yoluna giderler.
Meclis'te vekiller nasıl el kaldırıp indiriyorlar sa, halkın düşüncesi, tutumu, davranışı da benzer şekilde oluyor.
Oysa yüce Kitabımız'da, aklınızı kullanmaz mısınız, tefekkür etmez misiniz, tezekkür, tedebbür etmez misiniz uyarıları; özellikle iradesini kullanmayanları muhatap alıyor.
Anlayana tabi ki.












