EKONOMİ KARAKOLDA ÇÖZÜLMEZ
Türkiye'de ekonomi yönetiminin yıllardır değişmeyen bir refleksi var:
Fiyat yükselirse suçlu aranıyor.Maliyet yükselirse sebep araştırılmıyor.Bu yüzden enflasyonla mücadele çoğu zaman ekonomik bir programdan çok polisiye bir operasyona benziyor.
Son örneğini beyaz et sektöründe gördük.Sekiz ilde eş zamanlı operasyonlar, gözaltılar ve sektörün en büyük oyuncularına yönelik kayyum kararları...
Mesaj açık:
"Vatandaşın sofrasıyla oynayanın gözünün yaşına bakmayız."İlk bakışta kulağa hoş geliyor.
Her ay markete gittiğinde yeni bir fiyat etiketiyle karşılaşan vatandaş için bu görüntü adeta bir intikam sahnesi gibi algılanıyor.
Ama ekonominin acımasız bir kuralı vardır:
Sonucu cezalandırarak sebebi ortadan kaldıramazsınız.Bugün tavuk fiyatlarından şikâyet ediyoruz.
Peki o tavuğun önüne konulan yem nereden geliyor?Mısırın, soyanın, yem katkılarının ne kadarı ithal?Üretici elektriği hangi tarifeden kullanıyor?Mazotu hangi fiyattan alıyor?Nakliyeyi hangi maliyetle yapıyor?
Bu soruların hiçbirine dokunmadan sadece fiyat etiketine savaş açmak, ateş ölçeri kırarak hastayı iyileştirmeye çalışmaktan farklı değildir.Çünkü fiyat sonuçtur.Sebep değildir.
Türkiye'nin beyaz et sektörü sadece tavuk satan birkaç şirketten ibaret değil.Arkasında yem fabrikaları var.Kuluçkahaneler var.Sözleşmeli üreticiler var.Nakliyeciler var.Binlerce çalışan ve yüz binlerce kişinin geçimi var.Bir başka ifadeyle ortada sadece şirketler değil, devasa bir üretim ekosistemi bulunuyor.
İşte tam bu noktada asıl soru ortaya çıkıyor:
Bugün alkışlanan operasyonlar yarın arz tarafında bir kırılma yaratırsa ne olacak?Üretim yavaşlarsa ne olacak?Yatırım iştahı düşerse ne olacak?Sektör yöneticileri karar alamaz hale gelirse ne olacak?
Ekonomi tarihinde bunun cevabı çok net.Arzın daraldığı yerde fiyat düşmez.Tam tersine daha da yükselir.Yani bugün fiyatları düşürmek amacıyla yapılan bir müdahale, yarın çok daha yüksek fiyatların önünü açabilir.Çünkü piyasa psikolojisi korkuyu sever.Sermaye ise belirsizlikten nefret eder.Bir ülkede yatırımcı maliyetlerden önce hukuki öngörülebilirliği sorgulamaya başlıyorsa, orada ekonomik sorunlar daha da büyür.Elbette rekabet ihlali varsa soruşturulsun.Kartel varsa ortaya çıkarılsın.Hukuk görevini yapsın. Kimsenin buna itirazı olamaz. Ancak hukuk ile ekonomi birbirinin yerine geçemez.Savcıların yapması gerekeni merkez bankaları yapamaz.Merkez bankalarının yapması gerekeni de savcılar yapamaz.Enflasyon mahkeme kararıyla düşmez.Enflasyon üretim artınca düşer.Verimlilik yükselince düşer.Maliyetler gerileyince düşer.Tarım politikaları düzelince düşer.Yem ithalatına bağımlılık azalınca düşer.Enerji ve lojistik yükü hafifleyince düşer.
Kısacası ekonomi karakolda değil, tarlada çözülür.Fabrikada çözülür.Üretimde çözülür.Bugün beyaz ete yapılan yarın süt sektörüne yapılır.Sonra bakliyata.Sonra kırmızı ete.Sonra başka bir sektöre... Fakat maliyetleri üreten sistem değişmedikçe hiçbir operasyon vatandaşın mutfağındaki yangını söndüremez.Çünkü semptomu dövmek hastalığı iyileştirmez.Ekonomide gerçek tedavi, sorunun köküne inmeyi gerektirir.
Hepinize umut dolu bir Ülke ve mutlu yarınlar diliyorum.
Süheyla Gökçek
SMMM/Bağımsız Denetçi















