MODERN ÇAĞIN EN KÂRLI SAHTEKÂRLIĞI
Değerli okurlar, bugün gündelik yaşamımızın bir parçası haline gelen, parmaklarımızın ucundaki, ekran süremizden beslenen, “sosyal medya illüzyonundan” bahsetmek istiyorum.
Bir toplum düşünün ki; cafede, restoranda, evde, okulda, yolda, sabah ilk uyandığında, gece yatmadan önce, şifa niyetine..ekran kaydırıyor. Şimdi, “ne yapalım kafa dağıtıyoruz” diyenleri duyar gibiyim.
Bugünkü konumuz zaten, o ekranı kaydırmanız değil, kaydırırken algoritmanın tuzağına düşüp, sanki en yakın dostumuzmuşçasına bizleri daha da içine çeken “yeni dönem sahtekarlığına” ve bizden çaldığı zaman bir yana bir de bunu nasıl “rantkapısı”na çevirdiğine dikkat çekmek istiyorum.
Çağımızın yeni umut kapısı, sosyal medya şifacıları.. Hadi sihirli kelimelere bir göz atalım.
“Enerjim değişti.” “Evrene mesaj gönderdim.” “İkiz alevim geri döndü.” “Frekansımı yükselttim.”
Kardeşim sen frekans falan yükseltmedin.Sadece algoritmanın müşteri segmentine düştün.
Bugün karşımızda öyle organize bir düzen var ki; eski çağın muskacıları bile bunları görse “Biz amatörmüşüz” der. Çünkü yeni nesil şarlatanlık artık mahalle arasında değil, HD kamerayla ve ring light altında yapılıyor.
Eskiden insanın korkusunu sömürürlerdi.Şimdi yalnızlığını sömürüyorlar.
Çünkü modern insanın en büyük açlığı para değil; anlam. Ve piyasa bunu keşfettiği gün, ruhu da metalaştırdı.
Artık herkes bir şey satıyor: Kimisi “bilinç yükseltiyor”,kimisi “enerji temizliyor”,kimisi “eril-dişil denge açıyor.”
Sanki insanlar ruhsal dönüşüm yaşamıyor da yazılım güncellemesi alıyor.Bakın mesele inanç değil. İnsan elbette anlam arar. İç huzur ister. Maneviyat ister. Problem burada başlamıyor. Problem, acının ticarete dönüşmesinde başlıyor. “Adamın kalbi kırılmış.Kadın terk edilmiş.Hayatı dağılmış.” Birileri çıkıp diyor ki: “777 yaz, evren sana cevap verecek.”
Bu; umut tacirliğidir.Hem de vergisiz çalışan bir sektör.Ve işin en trajikomik tarafı ne biliyor musunuz?
Bu insanlar sürekli “uyanıştan” bahsediyor ama ortada uyanan kimse yok. Herkes daha bağımlı, daha kaygılı, daha yalnız.Çünkü sistem şifa vermiyor.Sürekli eksiklik hissi pompalıyor.
Bugünün spiritüel piyasası, kapitalizmin en sinsi versiyonudur. Çünkü artık sana ürün değil, kimlik satıyorlar.“Sen özelsin” diyorlar.“Sen seçilmişsin” diyorlar.“Evren seninle konuşuyor” diyorlar.
Halbuki evren falan konuşmuyor.Sadece telefon bildirimlerin çalışıyor.Bugün bu sektörü fark eden bir çok şarlatan kendini “ruhsal lider” ilan etmiş durumda. Üç reels çekip “kadim öğreti” anlatıyorlar. Beş motivasyon cümlesi ezberleyen, kendini modern çağın dervişi sanıyor. Modern insanın en büyük bağımlılığı artık uyuşturucu değil; onaylanma hissi. Bunu yapmak çok kolay “olumlama yapar çözeriz..”
İnsanlar artık hakikati değil; iyi hissettirecek yalanı satın alıyor. Peki bizi bu illüzyonu satın almaya iten şeyler nedir diye düşünmeden edemiyorum. Tamda burada karşıma “zayıflayan aile ilişkileri” “dinlemekten imtina eden insanlar” ve birbirine yabancılaşan “gerçeklik algısı sosyal medya tarafından kurgulanan” toplum kelimeleri çıkıyor. Biz kendimizi soyutladıkça ve “büyülü sana dünyaya” çekildikçe piyasa sürekli büyüyor ve bu piyasayı maalesef biz büyütüyoruz.
Hepinize umut dolu bir ülke ve mutlu yarınlar diliyorum.















