NARSİZİM VE SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI
Ortak akıl erdemliliktir. Çok akıl fazilettir. Çok akıl çoğulculuktur. İstişare aklın ustaca yönetilmesidir. Medeni ve insani toplumların en büyük özelliğidir. Başarıyı yakalayan birey, grup ve toplumlar toplumsal aklı kullanarak başarıyı elde ederler. Despot ve baskıcı yöntemler ise belirli bir dönem başarıyı yakalayacak gibi olsalarda çok kısa zaman sonra kaplumbağa hızıyla yarışa katıldıklarını anlayacaklardır.
Narsisizm, kendisi ve çevresiyle sağlıklı iletişim kuramayan bir kişiliktir. Bu sorunlu ilişki kıt kaynaklardan oluşan bir süreç değil. Aksine var olan değerlerin toplum faydasına/çıkarına değil kendine yönelik kullanması sonucu ortaya çıkan hastalıklı bir süreçtir. Bu süreç Narsisizm olarak tanımlanmaktadır. Narsisizm kişinin kendi bedensel veya zihinsel benliğine aşırı hayranlık duyması, kendini başkalarından üstün görmesi, empati eksikliği yaşaması durumudur. İlahi tabirle “heva ve hevesini” ilah edinmesidir. Kendisine zevk ve renklerine tapınmasıdır.
Kökleri Yunan mitolojisinden gelen bir kişilik yapısı olarak adlandırılan narsisizmin adı su üzerinde kendi yansımasını gören ve bu yansımaya aşık olan karakter Narcissus'tan gelir.
Narsist bireyler, en haksız oldukları durumda bile kendilerini haklı görmeye ve haklı çıkarmaya çalışır. Benmerkezcilik, kibir, empatiden yoksunluk, kendisine karşı duyduğu hayranlık gibi şeyler, narsistliğin önde gelen özelliklerdir.Onlar, kendilerini eleştirecek insanlardan asla haz etmezler. Kendilerinden daha seviyeli ve nitelikli kimselerle çalışmak istemezler. Onları kendileri çıkar merdivenleri önünde en büyük engel görürler. En büyük dostları ise kendilerini göklere çıkaran ve öven çevreleridir. Aslanların yanında emeksiz ve zahmetsiz beslenenlerdir.
İslami camiada itaat kültürünün baskın olması ve eleştirinin hoş görülmemesi; Narsist kişiliği örtmektedir. İslam kişilerin, yazar ve çizerlerin, dernek ve vakıfların, kanaat önderleri ve partilerin hoyratça kullanacakları bir alan değildir. Bu alandaki tüm isimler çalışmalarını yürütürken, öncelikle kendi bağlılarına, sonrada en yakından uzağına kadar; birlikte çalışma, istişare etme ve güç birlikteliğine açık değillerse; bu yapıların başındakilerin ve ekiplerininNarsistlikten uzak kalmaları asla söz konusu olamaz. Lider/yönetici kimseler emir verme, karar alma, yönlendirme gibi vasıflarından dolayı narsistlik hallerini gizlemektedirler. Başkanlıklarının veya yöneticiliklerinin arkasına sığınarak rahat hareket etmekte ve IQ’ları ve çıkarları doğrultusunda davranmaktadırlar.
Bireysel narsisizm bir nokta anlaşılması mümkündür. Ancak İslami çalışmalarda; merkezi ve yerel yönetimlerde; dernek, vakıf ve cemiyetlerde; toplumu, ülkeyi ve ümmeti ilgilendiren konularda narsistik davranışların ve ruh halinin tolere edilmesi mümkün değildir. Bu hal bireyselden öte ümmetin hak kasbı ve umut çalma eylemidir.
Narsist kimliklerden kurtulmanın yolu; istişareden, denge ve denetlemeden ve hesap verilebilirlikten geçmektedir.
Düşünmek farzdır. İnsani bir eylemdir.















