DOSTLUKLAR RAFA MI KALKIYOR
Hayat bir yol. Bu yolu anlamlı kılan ise yol arkadaşı ve güzel bir dostun olmasıdır. Dostun güzel olursa yolun kahrı da çekilir. Dost yemez yedirir, yanar ama yakmayı düşünmez. Empati yapar, İsâr yapar. Ateşin demiri erittiği gibi sevgili bir dost da gamı kederi eritir.
Bizim geçmişten gelen bir sözlü kültür geleneğimiz var. Çoğu şey büyükler tarafından hikayelerle anlatılırdı. Dostlukların gelişmesinde hikayelerin ve sözlü kültür edebiyatının önemi büyüktür.
Öyle ki bir dost bir şehirden kalkıp gelse ya da köyden biri şehirdeki bir akrabasını, dostunu ziyaret etse özene bezene yemekler hazırlanır, hiç kullanılmamış çarşaflar serilir, kurulanmak için el değmemiş tertemiz yüz havlusu verilirdi. Sofra başında olsun yemek sonunda olsun hoş sohbetle geçmiş yad edilerek dostun gönlü alınırdı. Hürmeti, izzeti, ikramı,güler yüzü ve dostun samimiyetini gören bir daha dostunun elini bırakmak istemez onu kucaklar, dar günde zor günde hep yanında olduğunu hissettirirdi.
Maalesef son çeyrek asır da birçok şeyin hızla değiştiği gibi dostluklar da önemini yitiren kavramlar arasına girdi. Vefasızlıktan mıdır dünya perestlikten midir, umursamazlıktan mıdır maalesef bu güzel erdemler bir bir rafa kalkıyor, kaldırılıyor.
Şimdilerde her şey ben(egoizm) odaklı. (1-0) olsun benim olsun anlayışı hakim. Küçük olsun benim olsun. (1+1) olsun benim olsun. Bekar kalma isteği hayatın zevkini çıkarma isteği.... özel odalar, akıllı telefonlar, tabletler.... hepsi bizi gerçek dostlardan uzaklaştırıp sanal dostluklar edindiriyor.
Tabi bu anlayış insanı yalnızlaştırıyor. Yalnızlık bir noktaya kadar güzelmiş gibi görünse de arkasında psikolojik sorunları da beraberinde getiriyor. Başta ilgisizlik, sahipsizlik, içe kapanma, beğenilmeme, mutsuzluk, akla gelmeyen fobiler ve ölüm gibi istenilmeyen duyguların yaşanmasına sebep oluyor.
Konumuzla ilgili birkaç dostluklara örnek vermek istiyorum. En güzel örnek âlemlere rahmet olarak gönderilen peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. O bir keresinde düşmanları tarafından öldürülmek istenildiğinde Hz Ali'yi yatağına yatırmıştı. Hz.Ali tereddütsüz dostunun teklifini kabul etmişti.
Bir başka örnek: Mekke'den Medine'ye hicret edilecek. Allah resulünün mağara arkadaşı Hz Ebubekir Sıddık. Binit olarak Peygamberimize devresini verir. Ebu bekir sıddık, mağarada düşmanlar yaklaşınca bizi yakalayacaklar, izimizi buldular diye korkuya, endişeye kapılır. Bunun üzerine Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem: Korkma ya Ebubekir! La tahzeninnallahemeana. Yani üzülme korkma Allah bizimle beraberdir,der.Öğle ya, Hakiki dost, dostuna güven verendir.
Bir güzel örneğide istiklal şairimiz Mehmet Akif'te görüyoruz. Birgün arkadaşı Eşref Edip' le öğle yemeği için İstanbul'un bir semtinde buluşmak üzere sözleşirler. Hava yağmurlu ve fırtınalı olmasına rağmen Akif randevusuna tam zamanında gider. Bekler bekler... Sırılsıklam arkadaşı Eşrefin evine gider. Evde de bulamayınca bir not bırakarak bir selamla oradan ayrılır.
Eşref Edip ise hava şartlarını bahane ederek Akif'in gel(e)meğeceğini düşünür ve komşusuna gider.
Selam olsun dostluğun kıymetini bilenlere..















